18 Mayıs 2010 Salı

GEÇMİŞTEN İKİ YAZI TARİHLERİNE DİKKAT

KAFALAR ÇOK KARIŞIK AMA BU SORULAR NET

Kemal KILIÇDAROĞLU CHP Genel Başkanlığı’na Aday….

Bana ne? diyemiyorum…

Bazı önemli sorular geliyor aklıma…

  1. Bir zamanlar CHP’yi temsilen Yönetim Kurulu’nda yer aldığı İŞ BANKASI’ndaki ATATÜRK-CHP hisseleri hakkında ne düşünüyor?
  2. İran’a askeri harekat hakkında ne düşünüyor?
  3. MİT’in MHP’den sonra CHP’yi de ele geçirmesi operasyonu hakkında kulağına çalınan bir şeyler var mı?
  4. Merkel’in Türkiye’yi ziyaretinden kısa bir süre önce DP’de Genel Başkan seçimli bir Kurultay’ın birden gündeme getirilmesi hakkında bir fikri var mı?
  5. OECD-İsrail-Türkiye işbirliği konusunda, bir çözümlemesi var mı?
  6. Şah İsmail-Hatai ve Anadolu bileşkesi konusunda kendisi hangi kesişme alanında yer alıyor?
  7. Kamuoyu şirketleri CHP oylarını % 25-27’lere kadar tırmandırdı, bu oy oranları hakkında ne düşünüyor? Ki, bazı kurum ve kuruluşların kendi özelleri için yaptırdıkları anketlerde CHP, bu polit bürosu ile % 19’dan yukarısını zorlayamıyor…
  8. Kendisi ile ilgili olarak gerek Çiftlik Sahibi’nin elinde gerek karşıt güçlerde kaç tane dosyası olduğundan bilgisi var mı? Varsa bu dosyaların muhtevası ne?

Cevap bekliyorum.

Karaoğlan Bülent, Gandhi Kemal…

Bu ciddi bir bilmece…

BİRAZ DA NOSTALJİ….

BU SALDIRGANLIK NEDEN

Son günlerde RTE daha önce hiç olmadığı kadar saldırgan. Güya Aydın DOĞAN’a karşı savaş açmış gibi. Ancak, saldırılarından D.BAYKAL da nasibini alıyor. Sorunun temelinde sihirli bir kelime var “ALMANYA”.

Daha düne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türk Vatanı’nı ve hatta Türk Milleti’ni peşkeş çektiği; kapalı kapılar arkasındaki uzlaşmalarla daha da semirttiği Aydın DOĞAN ile aralarında ne oldu da, kılıçlar karşılıklı olarak çekildi?

Yazılarımı takip edenlere aslında bu günleri yaklaşık 3 yıl önceden haber verdiğimi herkes hatırlayacaktır. Bu günkü çatışmanın temelinden de sık sık bahsetmiştim.

Aydın DOĞAN’ın iç çamaşırı dahi artık kendisine ait değil. Kendi yaşamı da dâhil her şeyi DEUTSCHE BANK’ın. Peki, Aydın DOĞAN’a DEUTSCHE BANK bu desteği neden verdi/veriyor?

TÜRKİYE İŞ BANKASI GERÇEĞİ

DEUTSCHE BANK’ın gözü Türkiye İş Bankası’nda. Ancak, Türkiye İş Bankası’nın DEUTSCHE BANK’a satılması için ortada çok önemli bir engel var; ATATÜRK’ün hisseleri. Peki, bu düğüm nasıl çözülebilir?

Bunu çözmek için CHP’nin desteğinin alınması zorunlu. Bu nedenle de iki kardeş Aydın DOĞAN ve M.Rahmi KOÇ el ele verdiler. CHP’nin listelerine 40-42 milletvekili yerleştirdiler. Bunların tamamı seçilecekleri yerlerden konuldu ve seçim kazandırıldı. CHP’ye de bu konuda iyi bir diyet ödendi. Diyetin teslim edildiği kişi ŞANLIURFA’nın meşhur türedi zengini Mahmut YILDIZ, yani o dönem CHP’nin Genel Saymanı, dahası Deniz BAYKAL’ın İplikçi Nedim’i.

Malumlarınız olduğu üzere Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasına karşı çıkan Deniz BAYKAL ve CHP kadroları İş Bankası Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’a taşınmasını adeta alkışlamışlardı. Şimdi sizlere sormak isterim, genç Türkiye Cumhuriyeti tarihinde İş Bankası’nın yerinin T.C. Merkez Bankası kadar önemli olmadığını kim iddia edebilir ki?

Bu oyun 22 TEMMUZ 2007 seçimlerinden önce de tezgâhtaydı. Bu nedenle CHP, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun alacaklarını ödemiyordu. Gerekçesi ise çok dikkat çekiciydi:

‘Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu 12 EYLÜL rejimi tarafından kapatıldığından, hâlihazırda faaliyette bulunanlar ATATÜRK’ün mirasından pay sahibi yaptığı Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu değillerdir. Bu nedenle de bunlara ait payların sahibi CHP’dir.’

O dönemde yazdığımız yazılarla Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarını uyarmış ve savunmalarında kesinlikle şu tezi gündeme getirmemelerini belirtmiştik. Neydi bu uyarımız;

‘Sakın ola ki sizler de CHP’ye, siz de Atatürk’ün kurduğu CHP değilsiniz. Siz de 12 Eylül’de kapatıldınız”

Deniz BAYKAL; Aydın DOĞAN, M.Rahmi KOÇ’un beklediği de buydu. Kendi kendilerini inkâr etmek istemiyorlardı. Bu inkârı Türk Tarih Kurumu ya da Türk Dil Kurumu yaparsa CHP mazlum durumuna düşecek ve suçlayacağı yerler olacaktı. Bu arada sahipsiz kalacak ATATÜRK hisseleri bir ATATÜRK Vakfı’na devredilecek, bu vakıf da hisseleri güya Kemalist Gençler yetiştirmek için eğitim faaliyetlerinde kullanacaktı. Vakıf da hazırdı. Mehmet HABERAL da bu konu ile görevlendirilmişti. Uyarılar ve akil insanlar sayesinde Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları bu tuzağa düşmediler. Ancak Aydın DOĞAN’a bu konuda verilen süre TEMMUZ 2008 sonunda, pek çok uzatmalardan sonra doldu.

SABANCI CİNAYETİ VE KOÇ ADASI

Kardeş SABANCI öldürüldüğünde ortada görünen örgütün aslında taşeron olduğunu ve birileri adına, para karşılığında bu işin yaptırıldığını yazmış ve ısrarcı olmuştuk. O zamanlar bunu herkes “Komplo Teorisi” olarak değerlendirmişti. Ancak, zaman geldi ve “ERGENEKON” zırvası esnasında bu söylediklerimizin ucuna birazcık ulaşıldı ve Fehriye ERDAL’ın Koç Adası’nda gizlendiği de iddia edildi. Bu konu çok fazla medyada yer almadan gündemden düşürüldü. Ancak bu kadarı bile KOÇ’lara yetti.

RTE tam bu dönemeçte, bir bedeli tahsil etti ve DEUTSCHE BANK-Türkiye İş Bankası tezgâhını ayrıntıları ile öğrendi. Ardından da bu işin kaymağını neden Aydın DOĞAN’a yedireyim ki diye düşündü. Aynı anda, Aydın DOĞAN da konuyu RTE’nin öğrendiğini öğrendi. Ardından da Almanya’da Deniz Feneri bombası patlatıldı. Sonra da RTÜK Başkanı’nın olaylarla ilgisi ortaya konuldu. Telaşa kapılan RTE, hata yaptı ve AKMAN’a yasa ile zırh uydurdu. Bu olayı çok iyi değerlendiren Aydın DOĞAN da Deniz Feneri RTE bağlantısı bombasını patlattı.

DEUTSCHE BANK, Alman Devleti tarafından topyekûn savunulduğundan, Almanya ardı ardına bombaların patlamasını seyretti ve hatta bu konuya büyük katkı yaptı.

ŞİMDİ KARTLAR ARTIK EN BÜYÜK HARAMİ ÇETESİ ELİNDE

Aydın DOĞAN, hayatının en büyük darbelerinden birini almak üzere. Kısa süre içinde “ERGENEKON” ya da daha uyduruk bir bahane ile Aydın DOĞAN ve ekibinden tutuklamalar olursa kimse şaşırmasın. Hem de hangi gerekçe ile biliyor musunuz? Merhum Abdi İPEKÇİ ve Merhum Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL’a yapılan suikastların azmettiricisi iddiası ile…

Çünkü kartlar artık Türkiye’nin en büyük HARAMİ Çetesi’nin elinde.

RTE, DEUTSCHE BANK’tan, Aydın DOĞAN’a bu konuda verecekleri desteğin yarısının kendisine verilmesini istese DEUTSCHE BANK HAYIR mı diyecek? Peki, bu yarım hisseyi RTE, yandaş medyayı daha da kuvvetlendirmek için mi ister yoksa Petrol konusunda mı ister bilinmez. Ama ortada olan gerçek şu. Bu konuda Aydın DOĞAN, M.Rahmi KOÇ ekarte edildi. Sırada Deniz BAYKAL var. O da aşılırsa, bundan alası “Şam’da kayısı”.

ERGENEKON NEREYE Mİ GİDİYOR?

“ERGENEKON”, iplerin elinde olduğunu sanan RTE başta olmak üzere ekibinin tamamının başını yemeye doğru gidiyor. Her geçen gün “gizli eller” daha da fazla çalışıyor. Davanın içinde işe yarama ihtimali bulunan bir iki tezgâh da, bir şekilde bozuluyor.

“ERGENEKON” dan en fazla zararla çıkacak olanın E.Tuğg. Veli KÜÇÜK olduğu artık herkesçe biliniyor. Hatta E.Tuğg.Veli KÜÇÜK’ün, “SUSURLUK” olayındaki Abdullah ÇATLI konumuna sürüklendiğini herkes görüyor. SUSURLUK’ta üç operasyon üst üste yapılmıştı. Üçüncüsünde ÇATLI ve GONCA “öldürülmüşlerdi”. Bekleyelim ve görelim, E.Tuğg. Veli KÜÇÜK nasıl ve ne zaman İNFAZ edilecek?

İşte sizlere son günlerdeki RTE’nin dayılanmasının sebeplerinin önemli bir bölümü. Aydın DOĞAN, uçuruma sürüklenirken elindeki hangi dosya ile kendini savunabilir? RTE yanağından "Bir Numara" tarafından makas alındığı gecenin sabahında kendinden geçtiğinde, makam aracının camları kırılıp acil müdahale yapıldığında, hastanede RTE’yi yaşama döndüren bayan doktorun daha sonra GRİPTEN “ÖLÜVERMESİ” (!) dosyası olabilir mi? Neden olmasın? 02 Eylül 2008

BANKALAR ÜLKESİ TÜRKİYE

SANKİ HERKES EMİRLERİNDE…

Türkiye soyuluyor; hem de devleti yönetenlerin desteği ile göz göre göre. Buralarda defalarca yazdım ama bir tel Allah’ın kulundan cevap bile alamadım. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasası çıkıncaya kadar bankaların tüketicilere verdiği kredi kartları ile yaptıkları soygunun adı “Yasal Tefecilik” ya da “Devlet Desteği ile Tefecilik”tir.

Bankaların fahiş, hatta “fahiş” kelimesini dahi gözyaşları içinde bırakacak taleplerine binbir dereden su getirerek destek veren yerel mahkemelerin pek çoğu da bu soygun tarafı durumundadır. “Yasadışılığın hesabını sormak bir yana masum vatandaşını bankaların bataklığına atan ve buna da HUKUK adını verenleri, dünyanın en geri kalmış toplumlarında bile görmek mümkün değildir. İşin en garip tarafı bu soyguna iktidarı ile muhalefeti ile bütün siyasi partilerin göz yumması ve hatta destek olmasıdır. İddia ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri BANKALARIN şantaj, tehdit ve hatta kısmen yemlemeleri altında sadece onlara çalışmaktadırlar. Türkiye’de bankaların pek çoğu YASALLAŞTIRILMIŞ ZEBANİLERDİR.

YENİ Mİ FARK ETİNİZ?

Yine burada defalarca ifade ettim. Etmeye de devam edeceğim. Türkiye’de 28 Şubat denen densizlik, daha doğrusu ihanet sonucu yaşanan BANKA HORTUMLAMA olaylarında YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI’nın ortak destek ve sorumluluğu vardır.

Milli Güvenlik Kurullarında bayan memurelerin yüzde kaçının G-String giydiğini bilenlerin Bankaların Hortumlanması’nı bilmemeleri mümkün değildir. Hatta, bu operasyon bilinçli olarak yapılmıştır. Operasyonun ana amacı, o dönemde büyük gelişme gösteren Milli Sermaye ve Milli Müteşebbislerde biriken kaynakların/sermayenin İstanbul Dükalığı’na peşkeş çekilmesidir. Yani genelde “ekalliyet” mensuplarına.

Neymiş, PAMUKBANK yurt içi ve yurt dışı operasyon sonucu çökertilmiş miş. Yıllarca yazdıklarıma karşı “tıkı” çıkmayanların şimdilerde bu habere “sür manşet” yer vermelerinin sebebi acaba ne olabilir?

Neymiş olayın asıl aktörü CITIBANK mış…

Uyanın da balığa gidelim efendiler….

ANKARA’YI SİLME OPERASYONU

Yine burada defalarca yazmış olduğum gibi Ankara’yı Sime Operasyonu’nun bir ucunda yine CITIBANK ve DEUTSCHE BANK bulunmaktadır. DEUTCSHE BANK, Doğan’ın ayağındaki iç çamaşırının bile sahibidir. Doğan’ın her şeyi DEUTSCHE BANK’ındır. Bunun için DEUTSCHE BANK, taraflardan Türkiye İş Bankası’nı diyet olarak istemektedir. Bu oyunun içinde kimler yoktur ki… CHP bile… “Merkez Bankası” Ankara’dan taşınamaz diyen CHP’ye kimse şu soruyu soramamıştır:

“Türkiye İş Bankası’nın önemli hissedarı olarak sizler, İş Bankası gibi Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Bankası’nın Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’a taşınmasına neden karşı çıkmadınız?

Vakıflar Bankası’nın yaptığı tanıtım atağının, süslenip püslenen dayanıp döşenen Halk Bankası şubelerinin, yeni personel istihdamı hazırlıkları ve personel alımı başlatılan Ziraat Bankası’nın müşterisi de hazırdır: CITIBANK.

Şimdi aklı başında olan hemen herkes CHP genel Başkanı BAYKAL’a şu soruyu sormalıdır. Geçen ve son Milletvekili Genel Seçimleri’nde Mustafa Rahmi KOÇ ve Aydın DOĞAN kontenjanından kaç milletvekili TBMM’ne CHP üzerinden taşındı?

Bu konuyu daha önce defalarca tüm ayrıntıları ile yazdığımdan daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.

TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU VE BATIŞI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dünyanın bütün güçleri bir araya gelse yıkamaz ve bitiremez. Buna bütün kalbimle inanıyorum. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurtuluşunun ya da batışının anahtarı bankaların elindedir. Bu anahtarı aklı başında milli insanlar kullanırlarsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölgesel değil, küresel bir güç olacak; aksi taktirde, bugünkünden de daha kötü durumda bir müstemleke…

Bu gerçeği çok iyi biliyor olmalarına rağmen OYAK gibi bir kuruluşun OYAKBANK’ı ING Bank’a satması da baştaki iddia ve sözlerimi tamamen doğrular niteliktedir.

BEN ŞAŞIRMADIM, SİZ DE ŞAŞIRMAMIŞ OLMALISINIZ

Kemal DERVİŞ Türkiye’ye uluslar arası güç ve sermayenin valisi olarak gelmiştir. Göreve gelir gelmez de Cumhurbaşkanlığı makamı da dahil olmak üzere bütün devlet kurumlarını teslim almıştır. Çünkü Kemal DERVİŞ uluslararası sermayenin bir DEVŞİRME evladıdır.

Onunla kol kola giren, ona destek veren her kim varsa onun “emir eri”dir. Bu kişilerin Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ya da Bakan olması sonucu değiştirmez. Kemal DERVİŞ’in SİLAHSIZ ve ŞİDDETSİZ yaptıkları PKK’nın yıllarca Türkiye’ye yaptıklarının da üzerindedir. Bizim şabalak İnsan Hakları ve Demokrasi savunucuları hala ODAK olmak konusunda “ŞİDDET” OLMADAN ASLA ! diye dursunlar.

Şimdi sizlere soruyorum “Kemal DERVİŞ ve şürekasının Türkiye’ye, Türk Milleti’ne karşı yaptıklarını, acaba can düşmanlarımız topyekün silahları ile yapabilirler miydi?

Cevabınız HAYIR ise yazılarımı takip etmenizde fayda var. Cevabınız EVET ise benim yazılarımla boşuna zamanınızı harcamayınız. 15.08.2008

NOT: Bloguma son günlerde dadanan "KEMAL" kod adlı biri bütün soytarıların, korkakların, edilgenlerin ve zavallıların yaptığı gibi hakaretlerde bulunuyor, edepsizleşiyor. Ancak kendisi o kadar "erkek" ki ismini vermiyor... Be hey yaratık, yaratık değilim diyorsan adam gibi adam ol ve kimliğini açıklamaktan korkma. Seni kimler kullanıyor? Sen de o soysuz ve işbirlikçi JİTEMCİLER güruhundan mısın?

0 yorum: