24 Mayıs 2010 Pazartesi

ANITKABİR’DE DE YOLLAR KESİLMİŞ, YAZIKLAR OLSUN !

SEN/SİZ KİMSİN/KİMSİNİZ? AMACINIZ NE?

Anıtkabir’e gittik dostlarla birlikte. Girişte problem çıkmadı, Tandoğan girişinde. Hep birlikte yürüdük Aslanlı Yol’da. O güzel yoldan geçip mozolenin ön tarafındaki merdivenlerin hemen ucunda toplandık. Yanımızda başlarını çok değişik şekillerde örten bayan dostlar da vardı. Onlar da gelmişlerdi bizlerle birlikte, heyecanlıydılar; Atatürk’ün huzurunda ellerini açıp dua edeceklerdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu güçlerinin başkomutanına. Ama ne mümkün… Bir yarbay çıktı ortaya ve bayanların yanına geldi, başladı anlatmaya;

“Efendim, buranın kuralları vardır. Eğer Mozoleye girmek istiyorsanız başlarınızı şu şekilde örtmeniz gerekmektedir. Eğer dediği gibi örterseniz oraya çıkabilirisiniz. Örtmezseniz sizi şu yan tarafa almak zorunda kalacağım”

Başlarını kendilerince örtmüş bayanlar şaşkın, eşleri şaşkın, çocukları şaşkın, biz arkadaşları şaşkın. Öylece bakıyoruz.

Yarbay büyük bir hevesle anlatmaya devam ediyor;

“Efendim başınızı örterken, uçlarını şöyle aşağı doğru sarkıtacaksınız. Şurayı şöyle toplayacaksınız…”

Birden içimden gelen sesi dinlesem orada patırtı çıkartacağım ama “bekle !” dedi içimden gelen ses. “Buraya birlikte gelen grup mensuplarını düşünmelisin. Buraya ortak bir amaç için geldin, bekle !”

Bekledim ve seyrettim, acı içinde, ıstırap içinde. Başını o yarbayın söylediği gibi bağlamak istemeyen orta yaşlı bayan ağlıyordu, eşinin gözleri de buğuluydu, “erkekler ağlamaz” diye direniyordu belki de, iki ufak çocukları vardı onlar da annelerinin eteklerine sarılmışlardı.

Düşünsenize, onlar oraya ne için gelmişlerdi? Çocuklar 4-6 yaşlar arasındaydı biri kız diğeri erkek ve o gün onların beynine nasıl kazınacaktı?

Atatürk’ü ziyarete gittik, ailece ama biri geldi asker, annemize bir şeyler söyledi anlamsız anlamsız ve biz ailece içeri giremedik çünkü annemizi yalnız bırakmak istemedik.

İnsanları Atatürk’ten uzaklaştırmanın en basit ve en güzel yolu bu, en kısa yolu. Bunu başardınız efendiler, sayenizde Atatürk de bir gün orada ziyaretçisiz kalacak. Şimdi değil belki ama bir süre sonra, emin olun…

BİR BABANIN VE ANNENİN ZOR GÖREVİ

Ben seyretmeye devam ediyorum. Mesafem aileye en fazla 2,5-3 mt. Mozoleye, yarbayın -aslında o da bir emir kulu- dayattığı şekilde başını bağlamaya razı olmadığı için giremeyen kadın eşine;

“Nemci, sen çocuklarla beraber git, birlikte dua edin, çocukların boynu bükük kalmasın” deyiverdi.

Adamcağız;

“Ama…” diyemeden, kadıncağız,

“Çocuklar bu gün Atatürk’ü ziyaret etmeden ona dua etmeden Adıyaman’a geri dönmesin” deyiverdi…

Evet, aile sadece Atatürk’ü ziyaret edebilmek için Adıyaman’dan gelmiş. Sonradan öğrendik ki gittiğimiz grupla hiç alakaları yokmuş, grubun coşkusu çekmiş onları. Önce devlet mezarlığına gidip Kurtuluş Savaşı’nın büyük komutanlarını ziyaret etmiş, dua etmiş ardından da Atatürk’ün huzuruna gelmişler….

Adamcağız, iki çocuğunu alıp gitti Atatürk’ün huzuruna, ben ve arkadaşlarım orada kalakaldık, kadıncağızın neler yaptığını gözlemlerken biz de en azından onun kadar acı çektik, yapılana lanet ettik.

Yaklaşık 40 dakika sonra baba yanında iki çocuğu ile karısının yanına geldi. İki çocuk mutlu ama iki çocuk ile birlikte baba buruk, kadın buruk, biz perişan…

Şimdi sormak zamanı;

Efendiler, ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Atatürk’ü ziyaret etmeye gelen bir kadını başını örtüş şekli ile yargılayıp Atatürk’ün kabrini ziyaret etmekten hangi hakla alıkoyabilirsiniz?

Size bu hakkı kim verdi?

Maçanız sıkışınca süngüleşme hamlesinde “Allah!” diye bağırıldığını, hücuma geçildiğinde “Allah Allah !” nidaları atıldığını söylüyorsunuz; şehit olmak için can ararken “senin annenin başı nasıl örtülü?” diye sormuyorsunuz da iş Anıtkabir’e ziyarete gelince mi her şey değişiyor?

Anıtkabir, orduevi mi, askeri gazino mu efendiler?

Siz kim oluyorsunuz da dayatma yapabiliyorsunuz?

Sorarım size, siz hangi milleti temsil ediyorsunuz?

Bütün bunlar yaşanırken bir anda içimden geçen, “Anıtkabir neden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolunda ve uhdesinde?” sorusuydu…

Nasıl akıllanamadınız hala efendiler?

Bunca yaşanana rağmen hala neden sırça saraylardan bakıyorsunuz Türkiye gerçeklerine?

Seferberlik Tetkik Kurulu’nda askerin ırzı olarak kabul edilen “Kozmik Oda” işgal edilirken ses çıkartamayanların, baş örtüsü karşısında şahin kesilmesi ne kadar da komik değil mi?

Aslında daha çok şey yazmak isterim ama adam olana ve anlayana bu bile yer…

Göreceğiz tabii ki ne kadar adamsınız…

1 yorum:

sevdaterkes dedi ki...

Bu resmen örtülü operasyon insanları sevdiklerinden uzaklaştırma tarin derinlilerine gömme işi.yahu sana ne kimin nasıl giyindiği. gazi sag olsaydı bu günküler genel kurmayda olabilirmiydi.cuvalda uyuyanlar mantı yiyenle mizik notası diyenler buyasaklamaları getirenler aynı projenin zıt kardeşleridir bunların ikisininde ipleri okyanus ötesidir arada yorumcu gibigözü burnundan başka bir şey görmeyenlere günaydın.yazarın acılarına yürekden katılırken yaşatanlara lanet olsun diyorum.